ÇOCUĞUNUZ İSTEDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL, YETİŞTİRİLDİĞİ GİBİ OLUR !
Bir insan için en büyük kayıp; yabancı hayranlığıyla kendi değerlerinden uzaklaşıp öz benliğini yitirmesidir.
Cebinizdeki elli Türk lirasının arka yüzüne bir bakın. Orada bir hanımefendinin portresini göreceksiniz. O, Türk parası üzerine fotoğrafı basılan ilk Türk kadınıdır: Fatma Aliye Topuz Hanım.
Bir Başarı Abidesi: İlklerin Kadını
22 Ekim 1862’de İstanbul’da doğan Fatma Aliye Hanım, hukukçu ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa’nın kızıdır. Çağdaşlarından farklı olarak özel eğitimler almış, Fransızca öğrenmiş ve kendini her alanda geliştirmiştir. O, sadece bir yazar değil, bir düşünürdür:
- İlk Türk kadın romancı ve çevirmen,
- İlk "muhafazakâr feminist",
- Eserleri Batı ve Arap dillerine çevrilen ilk kadın düşünür,
- İlk kadın sivil toplum kuruluşu olan Nisvan-ı Osmaniye İmdat Cemiyeti’nin kurucusudur.
Ancak bu parlak madalyonun saklı ve acı bir yüzü vardır. Fatma Aliye Hanım’ın hayatı, "batılılaşma" ve "eğitim" uğruna verilen bir kurbanla, yürek yakan bir trajediye dönüşmüştür.
Aydınlık Ufuklardan Karanlık Manastırlara
Fatma Aliye Hanım, kızlarını iyi yetiştirmek ve onlara geniş ufuklar sunmak amacıyla kızları Nimet ve İsmet’i Fransız okulu Dame de Sion’a yatılı olarak gönderir. Ancak bu karar, ailenin temelini sarsacak bir sürecin başlangıcı olur.
Kızlarından Nimet, bir süre sonra okuldan kaçarak eve döner ve şu feryadı eder: “Her gün saçlarımdan tutarak beni ikonları öpmeye zorluyorlar, o okula gitmek istemiyorum!” Nimet okuldan alınır, ancak küçük kızı İsmet okulda kalmaya devam eder. İsmet’in ruhu, maruz kaldığı yoğun misyonerlik propagandasıyla yavaş yavaş değişir.
Rahibe Margerit: Bir Kimlik Yitimi
Bir gün Fatma Aliye Hanım okula gittiğinde İsmet’in kaçtığını öğrenir. Kısa bir süre sonra gurbetten gelen mektup, bir annenin kalbini paramparça eder:
"Anneciğim, ben artık geri dönmeyeceğim. Ben Katolik rahibesi oldum..."
Ahmet Cevdet Paşa’nın torunu, Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın yeğeni Zübeyde İsmet, saçlarını kazıtıp Rahibe Margerit adını almıştır. Fatma Aliye Hanım için artık hayat durur. O keskin kalemini bir daha eline alamaz; servetini ve ömrünü kızını Avrupa’daki manastırlarda, kiliselerde kapı kapı dolaşarak aramakla tüketir.
"Ölmeden Önce Ölmek Bu Olsa Gerek"
Kızı İsmet, ailesini, vatanını ve dinini reddetmiş; izini kaybettirmiştir. Hasta yatağındaki babasının "Bana kızımı getirin" vasiyetine bile icabet etmemiştir. Fatma Aliye Hanım, 13 Temmuz 1936’da vefat ettiğinde, dudaklarında kızı İsmet’in adı, kalbinde ise evladını yabancı rüzgârlara kaptırmanın sönmez ateşi vardı. Son sözleri bir ömrün özetiydi: "Ölmeden önce ölmek bu olsa gerek..."
Tarihten Süzülen İbretlik Dersler
Bu hüzünlü portre bize sadece geçmişi değil, bugünü de anlatmaktadır. Fatma Aliye’nin kızı İsmet’in hikâyesi münferit değildir:
- Tevfik Fikret’in oğlu Halûk’un Protestan papazı olması,
- Ali Kemal’in torunuLondra belediye başkanı ve İngiltere başbakanı Boris Johnson’un Hristiyan olup ve İslam karşıtı bir çizgiye savrulması gibi...
Asıl mesele şudur: Batı’dan bilimi ve tekniği almak başka; Batı hayranlığına kapılıp kendi milli ve manevi değerlerini yitirmek başkadır.
Sonuç: Yarın Ne Biçeceğiz?
"Çocuğunuz istediğiniz gibi değil, yetiştirildiği gibi olur."
Bugün dış dünya, dijital platformlar ve yabancı kültürler evlatlarımızın kalbine ve ruhuna her zamankinden daha güçlü nüfuz ediyor. Fatma Aliye Hanım’ın gözyaşları, bugün her anne ve babanın kulağına bir küpe olmalıdır.
Evlatlarımızı; Rabbini tanıyan, vatanına bağlı, kendi değerleriyle barışık ve insanlığa faydalı birer birey olarak yetiştirmek, bu hayattaki en öncelikli işimizdir. Unutmayalım ki, bugün ne ekersek yarın onu biçeceğiz. Allah neslimizi ve geleceğimizi her türlü sapkınlıktan muhafaza buyursun.
Cesim ZEYDANLI 22-04-2026 Ankara
Dipnot:
1~ (Ebû Dâvûd, Libâs, 4)
2~ (Ahmed Midhat, Fatma Aliye Hanım yahud Bir Muharrire-i Osmâniyye’nin Neş’eti, İstanbul 1311; a.e. (haz. Ayşe Aşır), İstanbul 2016.)
3~ (Mübahat S. Kütükoğlu, “Cevdet Paşa ve Âile İçi Münâsebetleri”, Ahmed Cevdet Paşa Semineri (27-28 Mayıs 1985) Bildiriler, İstanbul 1986, s. 199-222.)
4~ (Karakuş, Filiz (8 Ekim 2023). İlk kadın romancımız olarak tarihe geçen Fatma Aliye)
Not. Kaynak gösterilmeden izinsiz kullanılamaz. :5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser sahibi, telif hakkı kapsamında; manevi ve mali haklara sahiptir
